Referans - 2 Mart 2010
Kaynak: Referans
Tarih: 02.03.2010
Haber: Noyan Doğan
Sigortacılar, 2008 yılında yaklaşık 1.2 milyar TL sahte hasar ödediler. 2009 yılının 9 aylık döneminde ise kasko ve trafik sigortasında ödenen toplam 3 milyar TL'lik hasarın 450 milyon TL'si, sahte hasardan oluştu. Hasar takip merkezi kurularak hasarlar sıkı takip edilmeye başlandı.
Yıllardır, vatandaşla sigortacı arasında bir güvensizlik süregelir. Vatandaş, "Sigorta yapıp, prim almak için kapımızda yatarlar, iş hasar ödemeye geldi mi ara ki, bulasın" diyerek sigorta şirketini suçlar. Sigortacılar da sigortalılara şüpheyle bakar.
Her iki tarafın da birbirine şüpheyle bakmasının temelinde ise hasar konusu yatar. Sigortalı ya hasarını hiç alamadığından ya da istediği rakamı sigorta şirketinin vermediğinden yakınır. Elbette, her durum böyledir demiyorum. Sadece şikâyetçi olanlardan bahsediyorum. Tabii ki, hasarını alıp da sistemden memnun olanların sayısı, olmayanlara göre çok daha fazladır.
Şimdi diyeceksiniz ki, sigortalıların şikâyetlerini anladık da sigorta şirketlerinin yakındığı konu nedir. Hemen söyleyeyim: Sahte hasar.
Çok fazla dillendirilmese ve gündeme gelmese de tüm dünyada sigorta şirketlerinin sahte hasarlarla başı çok ciddi dertte. Düne kadar Türk sigorta sektöründe sahte hasar oranı dünya ortalamalarının bir hayli altındayken son yıllarda, bu oran dünya ortalamasını yakalamış durumdu.
Geçenlerde birkaç sigorta şirketinin temsilcisi ile sahte hasar konusunu konuştuk. Gerçekten de konu ilginç boyutlarda. Araçlarını bilerek çarpıştıranlar mı istersiniz, işyerini yakanlar mı, ölüleri araçlara koyup, yakarak hayat sigortasından para almak isteyenler mi, yoksa doktorla anlaşarak, kaza gibi gösterip, estetik ameliyat yaptıranlar mı...
Olayları dinleyince gerçekten de insan zekâsının neleri düşünebildiğine şaşırıyorsunuz. Bunların hepsi de sigortadan haksız yere kazanç elde etmeye yönelik girişimler. Daha açık bir anlatımla, dolandırıcılık.
Ancak son dönemde sigortaya yönelik dolandırıcılık olayları, adeta organize hale gelmiş durumda. Ağırlıklı da trafik sigortası, kasko sigortası, yangın sigortalarında sahte hasarla karşılaşılıyor. Bir de zorunlu sigortalarda sürekli sakatlık ve yaralanma teminatlarında sahtecilik oluyor.
Sigortacılara göre bugün Türk sigorta sektöründe sahte hasar oranı yüzde 15'lere yaklaşmış durumda. Yani, ödenen toplam hasarın yüzde 15'i, sahte hasar. Peki, bu ne kadarlık bir rakama denk geliyor. Bu konuda henüz 2009 yılı verileri yayımlanmadı ama Hazine'nin 2008 yılı raporuna göre sigorta şirketleri, tüm branşlarda toplam 8 milyar TL hasar ödemişler. Bu da şunu gösteriyor ki, sigorta şirketlerinin 2008 yılında ödedikleri toplam hasarın, 1.2 milyar TL'si sahte hasar.
Özellikle oto sigortalarında ise durum daha da vahim. Sigortacılara göre 2009 yılının 9 aylık döneminde kasko ve trafik sigortasında ödenen toplam 3 milyar TL'lik hasarın, yüzde 15'i yani, 450 milyon TL'si, sahte hasardan oluşuyor.
Bazı tamirhaneler işin içinde
Son yıllarda sigorta sektöründe sahte hasar oranının artmasında en büyük etken ise 2008 yılında uygulamaya giren kaza tespit tutanağı. Özellikle kasko sigortası olmayan araçların kaza tespit tutanağı sayesinde çarpıştırılarak, şirketlerden tazminat alma yoluna gitmeleri sahte hasar oranını artırmış durumda. Sigorta sektörü temsilcileri, bu konuda da açık bir şekilde bazı tamirhanelerin bu işi organize halde yaptıklarını söylemekten kaçınmıyorlar.
Hal böyle olunca da eskiden her şirket sahte hasarlarla kendi mücadele ederken geçen yıllarda bu konuda sektör toplu olarak mücadele yoluna geçti. Ve Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi (TRAMER) ile Sigorta Hasar Takip Merkezi (HATMER) kurularak, hasarlar sıkı takip edilmeye başlandı. Ancak kimi sektör temsilcilerine göre bu girişimler, sahte hasar oranını sadece yüzde 1 oranında düşürebildi.
İşte bu nedenden dolayı da başta da belirttiğim gibi gerek sigortalı gerekse de sigortacı birbirlerine kuşkuyla yaklaşıyor.
ABD'de sahte hasar rakamı 145 milyar dolar
Sahte sigorta hasarları ile mücadelede en etkili ülke ABD. Suiistimal denince akla ilk gelen sağlık sigortaları. Çünkü Amerikan sağlık sistemi hemen hemen tamamen özel sağlık sigortaları sistemine dayalı. Oto sahtekârlıkları bunun arkasından geliyor. Bütün mücadelelere rağmen suiistimal zararının elementer branşlarda ödenen tazminatların yüzde 10'una -ki, yaklaşık 30 milyar dolar bir rakam anlamına geliyor- ulaştığı gözlenmekte. Buna sağlık sigortalarındaki rakamlar dahil değil. Sağlık sektöründe suiistimallerin toplam tazminatlar içerisinde yine yüzde 10 civarında olduğuna ilişkin gözlemler var. Bu da 115 milyar dolara karşılık geliyor.
İngiltere'de ise sahte hasar oranı yüzde 10'larda. Fransa'da yüzde 7, Almanya ve İspanya'da yüzde 10 olarak görülüyor. İngiliz Sigortacılar Birliği, sigorta sahtekârlıklarının İngiliz sigortacılık sektörüne maliyetinin 2008 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 24 artışla, 1.9 milyar Sterlin'e ulaştığını belirtiyor.
Şirketler nasıl tespit ediyorlar
Sigorta şirketleri sahte hasarla daha organize mücadele etmeye başladı. Öncelikle araştırma bürolarından ve eksperlerden yararlanarak şüpheli hasar ihbarları araştırılıyor. Ayrıca, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulan Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi (TRAMER) ve Sigorta Hasar Takip Merkezi (HATMER) suiistimal olaylarının önlenmesine yönelik ihtiyaç duyulan tüm verileri depolamak suretiyle sektörün kullanımına sunuyor. Sigorta şirketleri, sahte hasarların en yoğun yaşandığı trafik branşına ilişkin tüm poliçeleri TRAMER üzerinden online olarak düzenliyor, kasko branşına ait poliçe ve tanımlı hasar verilerini ise yine TRAMER'e transfer ederek bilgi bankası oluşturuluyor. Veri bankasında oluşan tüm veriler gerek poliçe düzenleme aşamasında, gerekse hasar aşamasında sektör tarafından incelenebiliyor. Ayrıca, kaza tespit tutanağının ilgili veri bankasına kaydedilmeye başlanması sahte hasarlarla mücadelede etkinliği daha da arttırıyor.




